İngiltere’nin başkenti ve dünyanın en ilginç, multikültürel ve eğlenceli şehirlerinden biri olan Londra, şehir hayatının hareketliliğinin, renklerinin ve çeşitliliğinin tadyna varmak isteyen öğrenciler için en ideal öğrenim mekanıdır.
Londra size her istediğinizi istediğiniz zaman yapmak gibi bir imkan sunar. Birçok yerde eğlence mekanları 24 saat açıktır. Bütün büyük şehirler gibi Londra’yı da birkaç cümleyle tanımlamak hemen hemen imkansızdır. Şehrin turistik merkezleri, finans merkezi, parlemento binasının ve kraliyet ailesine ait Buckingham Sarayı'nın bulunduğu bölgeler, Thames Nehri, Çeşitli ülkelerden gelip bu şehre yerleşmiş insanların ağırlıklı olduğu, yerel kültürlerin her sokak başı yansıtıldığı semtler , kültür ve sanat merkezleri ve diğer bölgeler birbirinden o kadar farklıdır ki, ancak uzun süre Londra’da yaşadıktan sonra bu şehri tanıdığınızı söyleyebilirsiniz.
Londra ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir nokta şehirdeki yabancıların fazlalığıdır. “Londra’da İngiliz bulamamak” bazı semtler için gerçeği fazlasıyla yansıtan bir espri konusudur. Bu kültürel prizmanyn bir sonucu olarak Londralılar yabancılara karşı büyük ölçüde toleranslıdır. Bu şehre yerleşmiş yabancılar öğrenciler ya da turistlere kollarını açan Londra ve Londralılar, her gününüzü ayrı bir macera gibi yaşamanıza yardımcı olacaktır.
- Dünyaca ünlü balmumundan heykellerin yer aldığı Madam Tussauds müzesinde aralarynda Atatürk’ün de bulunduğu ünlülerin birebir benzerleriyle resim çektirin.
- Hyde Park’ta ata binmeyi, gölde deniz bisikletiyle ya da kayıkla dolaşmayı veya yalnızca çimenlerin üzerindeki şezlonglarda güneşlenmeyi deneyin.
- Thames nehrindeki tekne turlarına katılın.
- Piccadilly Meydanı'ndaki yetenekli ressamlara portrenizi yaptırın
- Covent Garden’daki sokak gösterilerini izleyin
- Çin Mahallesi’ni mutlaka görün!
- Oxford Street’te alışveriş yapın.
- Camden Town’da yeni ve ikinci el sıradışı kıyafetler satan mağazaları gezin, nehir kıyısında bir puba uğrayın
- Eğer Türk yemeklerini özlediyseniz Türklerin yoğun olduğu semtlere gidip alışveriş yapın, her aradığınızı bulacaksınız.
- Mutlaka “Londan Eye” adı verilen dev dönme dolaba binip şehri 137 metre yükseklikten seyredin.
- İki katlı üstü açık otobüslerle şehir türü yapın
- Trafalgar meydanında kuşları besleyin
- Buckingham Sarayı'ndaki geleneksel kıyafetli saray nöbetçilerini, Big Ben’in ihtişamını ve Londra’nın dünyaca ünlü müzelerini mutlaka görün
- Londra’daki showlar dünyaca ünlüdür, birçok müzikal, tiyatro ve baleden size en uygununu seçip harika bir gece yaşayın
- Yaz kış cıvıl cıvıl olan café, bar ve restoranlarda dünyadaki en ilginç şehirlerinden birinde olmanın tadını çıkarın.
İngiltere dendiğinde çoğumuzun aklına her daim yağmurlu ve sisli bir
hava gelir. Bu önyargı ne yazık ki büyük ölçüde doğrudur. Sisten göz
gözü görmeyen caddeler daha çok eski zamanlarin, mesela Oliver Twist'in
yaşadığı zamanın Londra’si yüzünden nam salmış olsa da, İngiltere’nın
yıl boyu yağmurlu olduğu şu götürmez bir gerçektir. İngiltere’nin
havası aynı zamanda oldukça değişken ve güvenilmezdir. Yaz aylarında
soğuktan titreyebilirsiniz, ya da kışın ortası gayet ılılmlı bir
havanın tadını çıkarabilirsiniz.
Bu hava konusu, İngilizler için tam
bir “ice breaker”dir. “Buz kırıcı” olarak Türkçe’ye çevirebileceğimiz
bu terim, birbirini tanımayan insanların konuşmaya başlamasını sağlayan
konulardan bahsetmek için kullanılır. Duruma göre havanın ne kadar
güzel ya da ne kdar kötü olduğundan uzun uzun bahseden iki kişi
görürseniz bilinki onlar İngiliz’dir. Hele hele bu iki kişi kuyrukta
bekliyorsa hiç şüpheniz olmasın. Çünkü İngiliz’lerin ikinci ayırt edici
özelliği de ne kadar uzun olursa olsun hiç sıkılmadan ve şikayet
etmeden düzenli bir şekilde kuyrukta beklemektir!
İngiltere özellikle Türkiye ile kıyasladığımızda çok geniş bir
yüzölçümüne sahip değildir. Bu nedenle iklim de çoğu yerde aşağı yukarı
aynı seyreder. İskoçya ve Manchester , Liverpool gibi İngiltere’nin
kuzeyindeki şehirlerde havanın çok daha sert ve soğuk olduğunu yine de
aklınızda bulundurmanızda yarar var. Londra’da ise yıl boyunca daha
ılıman bir iklim hakimdir. Havalar çoğu zaman önceden tahmin edilmez
bir nitelik taşır bu yüzden bavulunuzu hazırlarken bir şemsiye ve
yağmurluğun yanında yazlık kıyafetlerinizi de almanızda yarar var. Yaz
aylarında sıcaklık ortalama olarak 20ºC civarında seyreder, kışın ise
5ºC ye kadar düşer ama böyle harika bir şehirde yazın olduğu gibi kışın
da tadını çıkarmak sizin elinizde!
Londra’ya bağlı birçok uluslararası havaalanı içinde en önemlileri ve
Türkiye’den gelen uçakların düzenli olarak iniş yaptıklarının başında
Heatrow, Gatwick ve Londra’nin oldukça dışında olan Stansted gelir.
Heatrow
ve Gatwick havaalanlarından metro, tren ya da otobüsle, Stansted’ten
ise kara ulaşımıyla güvenli ve hızlı bir şekilde şehrin istediğiniz
bölgesine ulaşabilirsiniz. Londra’da şehir içi ulaşım için birçok
seçenek mevuttur. En eski metro sistemi olma özelliğini taşıyan Londra
metrosunu ilk kullandığınızda şaşırabilirsiniz. Çoğu yerde trenler
oldukça eski ve bakımsız görünür. Ama metro 2 dakikada bir gelen
trenleri ve şehrin çok büyük mesafelerini kapsayan demiryolu ağı
sayesinde gayet iyi işler ve şehrin ulaşım sorununu neredeyse tek
başına çözer.
Londra aynı zamanda filmlerde, kitaplarda ve
kartpostallarda gördüğümüz iki katlı kırmızı renkli otobüslerini şehir
halkının hizmetine sunar. Şehrin dışındaki semtlere genellikle trenler
aracılığıyla ulaşabilirsiniz.
Tüm büyük şehirler gibi
Londra’nin da araba sahibi olmak için çok uygun bir yer olduğunu
söyleyemeyiz. Özellikle şehrin görülmeye değer yerlerindeki
otoparklarda boş yer bulmak zor olduğu gibi ücretlerde oldukça
yüksektir. Toplu taşıma araçlarının bu kadar sistematik ve düzenli
işlediği bir şehirde özel araç sahibi olmak isterseniz trafik
sıkışıklığını ve stresini göze almalısınız zira son zamanlarda trafik
Londra’da öyle büyük bir sorun haline geldi ki, yetkililer şehir
merkezindeki bazı sokaklarda yoğun saatlerde giren sürücülerden ücret
talep etmeyi düşünüyor.
İngiltere’de öğrencilere sunulan en avantajlı konaklama opsiyonu aile
yanı konaklamadır. Aile yanı konaklamada öğrenci gittiği okulla
anlaşmalı ve sağlam referanslara sahip bir İngiliz ailenin evinde
kendine ait konforlu bir odada kalir. İsteğe göre tam pansiyon ya da
yarım pansiyon olarak yapılabilecek bu düzenleme okulda
öğrendiklerinizi her gün düzenli olarak pratik yapmanıza ve ülkenin
kültürünü gözlemlemenize olanak tanır. Daha pahalı fakat size daha
fazla özgürlük olanağı tanıyacak bir diger seçenek ise öğrenci
yurtlarında kalmaktır. Aile yanı konaklamada kendi odanıza sahip
olursunuz, yurtlarda ise genellikle odanızı bir ya da birkaç öğrenciyle
paylaşmak durumundasınız.
İngiltere’de uzun dönem kalan bir çok
öğrencinin tercihi “shared house” denilen evlerdir. Oda kirası ve
faturaların bir bölümünü ödeyerek mutfağı ve banyoyu evde kalan diğer
kişilerle paylaşırsınız. Eğer daha fazla bağımsızlık ve konfor
istiyorsanız tanıdığınız arkadaşlarınızla ortaklaşa ya da kendinize ait
bir apartman dairesi ya da ev kiralayabilirsiniz. İngiltere’de genelde
6 aydan kısa süreli kontrat mümkün değildir. Ev sahibi 1 ya da 1,5
aylık kira bedelini depozit olarak peşinen ister ve evden ayrılırken
herhangi bir zarar ya da eksiklik bulursa bu paranın bir kısmını tutma
hakkına sahiptir.