
Birleşik Krallık’ı oluşturan 4 ülkeden biri olan
İskoçya, üçte birini kapladığı Britanya adasının
en kuzeyinde yer alır. Güneyde İngiltere’ye komşu
olan ülkenin doğusunda Kuzey Denizi, batısında ise
Atlantik Okyanusu yer alır.
İskoçya bağımsız
bir ülke olmasa da kendine ait bir bayrağı, başkenti
ve parlamentosu vardır. İskoçlar kendi kültürlerine
ve geleneklerine bağlı, geçmişlerini sürekli canlı
tutan, tarihe önem veren bir milletdir.
Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan başkent
Edinburgh, Ortaçağ’dan kalma kaleleri, tarihi
binaları, kasvetli havası, doğal güzellikleri
ve kendine özgü mistik ve gizemli atmosferiyle
adeta bir masal şehridir. 843 yılında Kenneth
MacAlpine’in krallığında kurulan İskoçya, dünyada
varlığını sürdüren en eski ülkelerden biridir.
1707 tarihine kadar bağımsızlığını korumuş olan
ülke daha sonra İngiltere Krallığı ile birleşip
Büyük Britanya Krallığı’nı oluşturmuştur. 1707
yılında İngiltere ve İskoçya parlamentoları dağıtılmış
ve bu iki parlamentonun tüm yetkileri Londra’da
kurulan yeni Birleşik Krallık Parlementosuna verilmiş
olsa da, İskoçya’da hukuki sistem ve kilise dahil
olmak üzere birçok kuruluş o günden bugüne İngiltere’den
ayrı olarak işlemeye devam etmiştir.
1997 yılında yapılan halk oylamasıyla İskoçya
sonunda kendi parlementosunu kurmuştur. Fakat
bu parlementonun yalnızca İskoçya’ya özgü belli
konularda yetkisi vardır. Savunma ve uluslararası
ilişkiler gibi önemli alanlarda yetkiyi elinde
bulundurmasının yanısıra, Birleşik Krallık Parlementosu
teoride İskoçya Parlementosunu dağıtma yetkisine
de sahiptir. 2004 yılında yapılan bir araştırma,
İskoç halkının %66’sinin İskoçya Parlementosu’nun
yetkilerinin arttırılmasından yana olduğunu ortaya
koymuştur.
Coğrafı olarak İskoçya, kuzeyden güneye 3 ana
bölgeye ayrılmıştır. Bunlar dağlık bir bölge olan
Highlands, deniz seviyesine yakın olan Central
Belt ve tepelik bir araziden oluşan Southern Uplands’dir.
İskoçya nüfusunun çoğu Edinburgh, Glasgow ve Stirling
gibi en önemli şehirlerin içinde yer aldığı Central
Belt bölgesinde yaşamaktadır. Bunun yanında İskoçya’ya
bağlı 130’u yerleşim bölgesi olan 790 ada vardır.
İskoçya, dağları, nehirleri ve golleriyle zengin
bir doğaya sahiptir. Bunlardan en ünlüsü şüphesiz
yöre halkının Nessie adını verdiği efsanevi canavarla
ünlü Loch Ness’tir.
İskoçya’da İngilizce, Gaelce ve İskoçça olmak
üzere 3 farklı dil konuşulur. Hemen hemen herkes
İngilizce konuşurken halkın %30 u İskoçca da bilir.
Gaelce konuşan %11 lik kesimin çoğu aynı zamanda
İngilizce konuşur.
İskoçya’da eğitim, Türkiye’deki eğitim sistemine
daha yakındır. Orta öğrenimden sonra İngiltere’de
A Level’larda olduğu gibi birkaç konu üzerine
yoğunlaşıp bunu 3 yıllık bir üniversite eğitimi
ile tamamlamak yerine öğrenciler lise öğrenimine
benzer şekilde birçok farklı ders almaya devam
eder ve üniversitede 4 yıl boyunca öğrenim görürler.
Üç tarafı denizle çevrili olan İskoçya'nın iklimi,
Britanya ortalamasına göre oldukça sert ve soğuktur.
Yağış oranı Londra’dan biraz daha fazladır. En
sıcak aylar olan Temmuz ve Ağustos’ta ortalama
hava sıcaklığı 15-19 °C olarak seyreder.
İskoçya Harry Potter’in yazarı J. K. Rowlingle,
erkeklerin giydiği kılt adı verilen eteklerle,
viskisiyle, gayda adı verilen ulusal çalgısıyla,
Cesur Yürek filminin efsanevi kahramanı William
Wallace ile, Robert Burns’un şiirleriyle, penisilini
keşfeden Alexander Fleming, telefonu icat eden
Graham Bell ve daha nice önemli bilim adamıyla
tanınır.
|