Okul Arama Motoru

Bizden Gelenler

 

Bizden Gelenler

      Bir sonra yazılan »       |       Bütün yazıları göster »       |       Yazı Ekle

İngiltere'de Eğitim, İngiltere'de Hayat

26 Ekim 2005 tarihinde Thelchtereia yazmış
12 yıl önce İngiltere'ye geldiğimde, özel bir ortaokulda bir yıl hazırlık okumuş ve sonraki 3 yıl boyunca İngilizce eğitim görmüş biriydim ve herkes gibi kendimi Londra’nın göbeğinde, adım başı fotoğraf çeken turistlerin ortasında buldum.

Big Ben, Piccadilly Circus, Tower of London derken sonunda Buckingham Palace yollarında kaybolmayı başardık. Ailede en iyi İngilizce konuşan ne de olsa bendim ve yıllardır kitaplardaki resimlerinden aşina olduğum bu şehirde tercihen centilmen bir Mr. Brown bulup yol sormam gerekiyordu. Türkiye’de böyle bir alışkanlığımız olmadığı halde, hepimizin içinde bir çeşit “Avrupa’da kaybolunca yolu polise sorma geni” olmalı ki adımlarım beni yüksek şapkalı, kırmızı yanaklı bir “Bobby” nin yanına götürdü. Soruyu sormakta zorlanmadım ama sonrası bugün bile hatırlayıp güldüğüm bir anıya dönüştü. Cevabi iki kere tekrar ettirdikten sonra ailemin yanına gidip söyle dedim: “Bu İngilizler İngilizce bilmiyor!”

Bu hikayeden çıkarılacak ders –en azından benim için- çok açıktı. Kendi ülkenizde istediğiniz kadar yırtının, İngiltere’ye gelmedikten ve üstüne de kendinizi de paralayarak uğraşmadıktan sonra, İngilizce biliyorum diyemezsiniz...

İngilizce öğrenmek yalnızca belli dil kurallarına hakim olmaktan ibaret olsaydı bile bu dil kurallarına hakim olmayı öğrenmek için, kuralları koyanlarla vakit geçirmek akıllıca olurdu.
 Ama İngilizce zaten yalnızca belli dil kurallarına hakim olmaktan ibaret değil. Her lisan gibi bir yaşam biçiminin, bir kültürün en önemli parçalarından biri İngilizce. Shakespear’in, Charles Dickens’in , Hemingway’in kullandığı dil. Yabancı dil öğrenmeye yeni başlayanlara o dilde rüya gördüğünde “artık  tamam” olduğunu söylerler. İkinci aşamaya ise –bence- kültüre entegre olarak geçilir. Yani patates kızartmasına bolca sirke döküp yanında balıkla yediğinizde bu iş bitmeye yüz tuttu demektir... En ufak sorununuzu halletmek için İngilizce konuşmanız gereken bir ortamın, İngiliz televizyonu seyredip İngilizce gazete okuyarak geçirilen günlerin değerini hesaplamak gerçekten çok zor... Üstüne bir de şemsiyesiz sokağa çıkmama gibi alışkanlıklar edindiyseniz, yorkshire puding nedir öğrendiyseniz ve “Eastenders” müdavimi olduysanız üzgünüz, artık sizin için yapabileceğimiz birsey kalmadı.

Tabii ki dünyada İngilizce konuşulan birçok ülke var. En basta Amerika Birleşik Devletleri, daha olmazsa Avustralya, Yeni Zelanda hatta abartmak isteyenler için Güney Afrika.. (Malta'da konuşulan dilin Arapça olduğunu anlamak için bir Malta haritasında şehir isimlerine bakmak veya Malta'ya gitmiş birisine sormak yeterli) Gerçi bu ülkelerin çoğunda konuşulan Ingilizceyi bizim İngilizler anlamakta zorluk çekiyor ama olsun bizde onlarınkini anlamıyoruz zaten! İngilizce öğrenmek için 4 saatten daha uzun süre uçmayı düşünüyorsanız ben yine de Mignon McLaughlin’in ünlü vecizesini akılda bulundurun derim: “Her Amerikan çocuğu ikinci bir dil bilerek büyümelidir - tercihen İngilizce”.

İngiltere’de Eğitim
İngilizler’in tuhaf insanlar olduğu tartışmaya açık bir konu. Biz biraz daha insaflı olup, “aykırı” diyebiliriz tabii. Bunlar trafikte soldan giderler, biberliğe tuzu, tuzluğa biberi koyarlar, kapıları ters açılır, olçu birimleri farklıdır, hatta kimi zaman kafalarını salladıklarında da bizim evet işaretimiz onların hayırı olup çıkıverir...

 Bu yüzden İngiltere’de lise okumayı, lisans ya da lisansüstü eğitim programlarına katılmayı düşünüyorsanız şaşırmaya ve afallamaya hazırlıklı olmalısınız. Bir kere sayfalarca suren ezberleri unutun. Sınav stresini bir kenara bırakın. Eğitmenlerinizin karşısında, kendinizi beğendirmek için şekilden şekle girmeyi tamamen aklınızdan çıkarın. Burada iş hayatına girdiğinde sudan çıkmış balığa dönmeyecek insanlar yetiştiriliyor. Yani dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi amaç ülserinizi azdırmak, sizi depresyona sokmak, baygınlık geçirene kadar çalıştırmak değil. Özellikle üniversitelerin sosyal bölümlerinde sınav sistemi nadiren uygulanıyor. Ağırlık projelere veriliyor. Tek başınıza yada bir grup arkadaşınızla birlikte bir donem sonu projesi hazırlamak için en az birkaç hafta zamanınız oluyor.

Üniversitelere kabul edilip edilmeyeceğiniz de bu hazırladığınız projelerden aldığınız sonuçlar sayesinde belli oluyor. Kaldı ki liseden sonra direk üniversiteye gitmek yerine “Sixth Form Collage” denilen 2 yıllık okullarda seçtiğiniz 3-4 ders üzerine yoğunlaşarak "A-Level" denen diplomayı almanız gerekiyor ve bu diploma da az önce bahsettiğim şekildeki projelerde başarınızı belgeliyor... Oldukça zorlu olan bu öğretim sizi üniversiteye tam anlamıyla hazırlıyor.
İngiltere’de, üniversitelerde öğretim üyelerine ilk isimleriyle hitab edilir. Her öğrenciye bir “tutor” atanır ve bu kişi sizin her türlü sorununuzla yakından ilgilenmekle yükümlü olur. Kısaca eğitim İngiltere’de işkence olarak algılanıp uygulanmaz :)

Her türlü desteği alırsınız ve gelecekteki mesleğinize en iyi şekilde hazırlandığınızı bilirsiniz. En güzeli de bütün bu eğitim süresinin sonunda, hayata bakış açınızın ve prensiplerinizin de değiştiğini görürsünüz...

Yorumlar



Yorum Ekle

Üye Girişi

Üye girişi yaparak bu yorumu kayıtlı kullanıcı adınızla yapabilirsiniz. İngiltere Forumları kullanıcı adınızı kullanabilirsiniz.
Kullanıcı ismi:

Şifre:
Adınız veya Nickname :
Email adresiniz :
Yorumunuz :