İngiliz Sineması
03 Ocak 2006 tarihinde Thelchtereia yazmış
İngiliz milletine ait kollektif bir kabus olsaydı, muhtemelen bu,
insanın sokağa çıkıp birdenbire çıplak olduğunu farkettiği ve herkesin
onu işaret edip güldüğü rüyalardan biri olurdu.
Filmleri
toplumsal bilinçaltının bir dışavurumu olarak düşündüğümüzde, aslında
birçok İngiliz filmindeki tek ortak noktayı rahatlıkla görebiliyoruz.
Toplum içinde utanç verici duruma düşmek, bizim deyimimizle rezil olmak
onların deyimiyle “being embarrassed”!
Birçoğunun madenci olduğu maço erkeklerle dolu bir şehirde baleye merak
saran ve başına olmadık işler açılan erkek çocuğunun hikayesini anlatan
Billy Eliot’tan, işsiz kalan 6 erkeğin striptizci oldukları Full
Monty’e kadar birçok filmde aynı yöntemi görmek mümkün.

Mesela
tüm filmlerinde benzer karakterleri canlandıran Hugh Grant’ın gitgide
yükselen başarı grafiğini geçmişte yaşadığı kötü bir olaya bağlarsam
çok mu abartmış olurum? Biliyorsunuz, Hugh Grant ünlü İngiliz
süpermodel Elizabeth Hurley’le uzun yıllardan beri devam eden ciddi bir
ilişki içindeyken, Los Angeles’da bir fahişeyle topluma açık bir yerde
seks yaptığı için tutuklanmış, önünde zanlı numarasıyla polis
tutanakları için çekilen fotoğrafları basının eline geçmişti. Yani Hugh
Grant “cümle aleme” rezil olmuştu! İlginç olan şu ki, görünüşü, giyim
tarzı, duruşu, aksanı, eğitimi (Oxford Üniversitesi İngilizce bölümü
mezunu) ve kişiliğiyle hem gerçek hayatta, hem de canlandırdığı
filmlerde tam bir İngiliz centilmeni olan oyuncunun, birçoğu o talihsiz
olaydan sonra çekilmiş ve yalnızca “rezil olmak” üzerine dayalı
filmleri saymakla bitmez. Four Weddings and a Funeral, Love Actually,
About a Boy, Nothing Hill, hele hele Mickey Blue Eyes... İzlenme
rekorları kıran Bridget Jones’un Günlüğü adlı filmin ilkinde ve
ikincisinde ise hem Hugh Grant, hem Bridget Jones’u canlandıran Renee
Zellweger hem de Mark Darcy rolünü oynayan Colin Firth hep birlikte
rezil oluyorlar. Üstelik bu filmin ikincisinde Hugh Grant’ın
karakterinin bir hayat kadınıyla ilişkisi olduğunu görüyoruz. Şimdi
gelelim en can alıcı soruya, yani İngilizler’in karakterlerin utanç
verici duruma düştükleri filmleri bu kadar sevmesinin nedenine….
Ben
bu durumu söyle açıklayabiliyorum: İngiltere’nin dünyanın dört bir
yanına hakim gerçek bir imparatorluk olduğu günlerden bu yana gelen
kültürlerinde beyefendiliğin ve hanımefendiliğin, sosyal etiketlerin ve
görünüşlerin (bu noktada gösteriş budalası bir çiftin düştüğü utanç
verici durumları anlatan Keeping up Appearances adlı komedi dizisini
hatırladim) önemi her zaman çok fazlaydı. İngiliz “gentlemen” ve
“lady”leri her zaman ayakları sağlam yere basan, az konuşan, kendine
güvenli bir imaj çizmişlerdi. İngiltere’nin modern kültüründe ise bunun
yerini kibarlık ve “politik doğruluk” gibi kavramlar aldı. İngilizler
gibi gıkını çıkarmadan saatlerce kuyruk bekleyen bir millet daha
göremezsiniz mesela. Ya da “teşekkür ederim” ve “lütfen” kelimelerini
onlar kadar fazla kullananı. Ya da özellikle farklı kültürler ve nazik
konular söz konusu olduğunda ağzından çıkan lafa bu derece dikkat
edeni. Eh tabii insan bu kadar kuralcı olursa, hata yapmaktan bu kadar
korkarsa, tabir-i caizse bu kadar kasarsa, en büyük korkusu bir yerden
fire vermek olur. Film dünyası da zaten bizim en büyük korkularımız
üzerine oynamıyor mu? Cinsel özgürlük kavramının ayyuka çıktığı,
evlilik dışı ilişkilerin ve aldatmanın artışa geçtiği 80’lerde Öldüren
Cazibe ve benzeri filmler neden yoğundu sanıyorsunuz? Ya da eski Türk
filmlerinde neden kötü adamlar genç kızları ilaçlı kolayla uyutup
şantaj yapıyorlardı? Daha sonraları ise esrar batağına düşen gençlerin
işlendiği Ahu Tuğba’lı filmler furyası başlamıştı.
Ama sonunda
filmler hep tatlıya bağlanıyor, izleyiciler de derin bir nefes alıyor.
Böylece rezil olmak ve hata yapmak gibi korkular tekrar bilinçaltına
itilip bir süre daha unutuluyor. Yani mutlu sonlar yalnızca
Hollywood’un yazılmamiş kuralı değil. Bu gidişle İngiliz milleti
kendine özgü sarkazmları, soğuk esprileri ve kibarlıklarından daha uzun
süre vazgeçmeyecek gibi gözüküyor
Yorumlar
Yorum Ekle
Üye Girişi
Üye girişi yaparak bu yorumu kayıtlı kullanıcı adınızla yapabilirsiniz. İngiltere Forumları kullanıcı adınızı kullanabilirsiniz.